The HU, günümüzde Folk Metalin en önemli temsilcileri arasında yer almaktadır. Folk Metal’e Moğol ezgilerini, destanlarını, müziğini, geleneksel müzik aletlerini diğer ifadeyle Moğol kültürünü ekleyerek uluslararası alanda önemli bir başarıya sahip olmuştur. Coachella da dahil olmak üzere dünyanın farklı festivallerinde sahne almaktadır. Mevcut dönemde yeni dünya turuna çıkan The HU, Temmuz 2025’te İstanbul’da konser verecek ve Türkiye’nin metalheadleri ile tanışacaktır.



Batı Dışındaki Scene’lerin Kaderi: Yeteri Kadar Metal mi?
Moğolistan’ın en önemli folk, Heavy Metal grupları arasında gösterilen The HU; özellikle Doğu’dan/Güney’den gelen türdeşlerinin muhatap kaldıkları bir ikileme cevabını vermiştir: yereli bırakıp evrenselleşmek mi yereli koruyup evrensel Heavy Metal öğelerini kullanmak fakat yeterince Heavy Metal olmamak mı? The HU, Moğol kültürünü temel alarak yerele sahip çıkarak ve yereli temel alıp yerel üzerinden evrenseli diğer ifadeyle Heavy Metal’i kullanmaktadır. Yakaladığı başarının nedenini yerel ve evrensel kültürel ögeleri arasında sağladığı dengede aramak mümkündür. Şarkılarını Moğolca söyleyen grup uluslararası basın ile yapılan röportajlarında da Moğolca konuşmaktadır. Moğol kültürünü tanıtmayı amaçlayan The HU, aynı zamanda evrensel Heavy Metal scene’e de göz kırpmaktadır. Müzikleriyle hangi ülkeden olursa olsun bireyi günlük hayattaki stresten, telaştan, korkularından ve kaygılarından uzaklaştırmayı; müziğin kucaklayıcılığını kullanıp bireyi özgürleştirmeyi amaçlamaktadır. Grup, Moğol kültürünün önemli savaş ve halk hikayelerini, Cengiz Han gibi önemli figürlerini kullanıp her bir metalhead’ın içindeki savaşçıyı uyandırmayı hedeflemektedir. Hu’nun Moğolca’da insan anlamına geldiğini söyleyen grup, kapsayıcılığını vurgulamak için Human kelimesine de göndermede bulunmaktadır. Grubun ismi Büyük Hun İmparatorluğu’na da atıfta bulunur. Sınır, milliyet, etnik kimlik, ötekileştirmeyi tanımadığını; dünya vatandaşları olduğunu anlatmak isteyen The HU’yu tanıtan belgeselin adının “Citizens of the World” olması da tesadüf değildir.


(Geleneksel enstrümanları ve stilize kostümleriyle The HU)


Heavy Metal’in Batı çıkışlı olması ötekileştirmeyi, “Avrupamerkezci” yaklaşımları da beraberinde getirmektedir. Zaten Heavy Metal’in siyaset ile olan kapsamlı ilişkisinin bir diğer boyutu Batı çıkışlı olmasıdır. En fazla kullanılan sembollerinden olan haç, pentagram “Hristiyan geleneği”nden alınmıştır. Fakat Orta Doğu’daki, Asya’daki ve Afrika’daki örnekleri Heavy Metal müziğin ve kültürünün tek bir kültüre indirgenemeyeceğini göstermektedir. Metal, sadece Batı dünyasına ait değildir; zaman içinde dünyanın farklı bölgelerinde ilgi çekmeye başlamıştır. Dolayısıyla farklı ve yerel etmenlerin de eklenmesiyle Heavy Metal orijinal tarzından farklılaşmıştır. Heavy Metal dinleyicilerinin ve gruplarının sayısı artmaktadır. Dijital platformlarda şarkı indirme ve dinleme oranlarına bakıldığında Heavy Metal en hızlı büyüyen müzik türüdür.

The HU, Heavy Metal scene içinde yeteri kadar “Batılı veya Heavy Metal olmadığı” gibi gerekçelerle ötekileştirilebilir. Fakat kariyerindeki ilerleme Heavy Metal dinleyicisinin bir kısmının beğenisini ve takdirini aldığını göstermektedir. The HU, “ötekiyi” bir şekilde pekiştirerek ama aynı zamanda da koruyarak “Ben/Biz”in diğer ifadeyle Heavy Metal’in olağan, doğal bir parçası haline getirmiştir.

Folk Metal’in Öncü Temsilcisi
Tarzı Hunnu Rock olarak adlandırılan The HU, Moğol müziğinin en önemli enstrümanlarını kullanırken Heavy Metal’in olmazsa olmazları bas ve bateri ile şarkılarını tamamlamaktadır. İsmi eski Moğol İmparatorluğu’ndan gelen The Hu, Moğol folk müziğinin karakteristik özelliklerinden olan throat singing tekniğini kullanmaktadır. Özellikle söz konusu vokal tekniği the HU’yu öne çıkaran etmenler arasında yer almaktadır. 2016’da kurulan grup, uzun bir çalışma sürecinden sonra faaliyetlerine başlamıştır. The HU, yüksek eğitim almış profesyonel müzisyenlerden oluşmaktadır.

(The HU geleneksel Moğol enstrümanı morin huur’u metal müzikte kullanır.)


Dünyaya Moğolistan’ı Sevdiren The HU
Gerek müziğin evrenselliğini yansıtması açısından gerekse uluslararası tanınırlığını arttırması açısından the HU’nun Heavy Metal’in önemli temsilcileri ile düet yapması önemli bir örneği teşkil etmektedir. Papa Roach’un vokalisti Jacoby Shaddix ile “Wolf Totem” şarkısında, “Black Thunder”da ise Bad Wolves’dan DL ve System of A Down’dan Serj Tankian ile düet yapılmıştır. Alice in Chains’ten William DuVall ile “This is Mongol” şarkısında düet yapan grup ayrıca Heavy Metal’in en önemli eserlerini coverlamaktadır. Metallica’dan “Sad But True”, Iron Maiden’dan “The Trooper” örnek olarak verilebilir. Heavy Metal’in en bilinen örneklerine Moğol dokunuşuyla The HU, müziğinin kendine has örneklerini oluşturmaktadır. Yakaladığı başarıdan hareketle Better Noise Music ile sözleşme imzalamıştır.

İlk albümlerinin adının Gereg olması da tesadüf değildir. 13-15.yy arasında hüküm süren Büyük Moğol İmparatorluğu’nda verilen, günümüzün pasaportu niteliğine sahip bir belge anlamına gelen “Gereg” ile The Hu, albümleriyle bir nevi dünyaya açılmayı hedeflediğini göstermektedir. 2019, 2022’de Avrupa ve ABD’de turneler düzenlemiştir.

(Geleneksel kostümü ile morin huur çalan bir müzisyen)


Moğolistan’ın Kamu Diplomasisi Atağı
Aynı zamanda The HU, elde ettiği başarısı ve amaçladığı misyon ile Moğolistan’ın kamu diplomasisinin bir örneğini de teşkil etmektedir. The HU, başarısı ve Moğol kültürünü dünyaya tanıtması sebebiyle ülkedeki en büyük nişan olan Cengiz Han nişanıyla ödüllendirilmiştir. Moğolistan’ın kültür elçisi olarak da resmen kabul edilmiştir. Video kliplerinde devlet tarafından desteklendiği kabul edilmiştir. The Guardian ve Foreign Policy, The HU hakkında haber yapmıştır.
Moğolistan, mevcut dönemde kültürel özelliklerine dikkat çeken bir kamu diplomasisi yürütmekte olup dünyaya Moğol kültürünü, doğasını tanıtmayı amaçlamaktadır. Dış politikasında da Çin ve Rusya dışında üçüncü bir yol izleyen Moğol yönetimi Türkiye’nin de aralarında bulunduğu çeşitli ülkelerle ilişkilerini geliştirmek istemektedir. Bu bağlamda The HU’nun varlığı, misyonu ve müziği devlet politikası ile uyumludur. UNESCO tarafından da 2022 yılında Artists for Peace ödülününe layık görülmüştür. UNESCO, bu ödülü çeşitli alanlarda farkındalık yaratmak için tanınırlığını ve etkisini kullanan sanatçılara vermektedir. The HU, bu ödülü alan ilk Metal grubu olmuş ve ödül, tarihinde de ilk defa Moğolistan’a gitmiştir.


(The HU ve UNESCO ödülü sevinci)


Sonuç olarak, Cengiz Han’ın torunları yarattıkları kendine has müzik tarzıyla dünyaya hitap etmeyi başarabilmiştir. Folk Heavy Metal’e yönelik etnik ya da milliyetçi olduğuna dair önyargıyı kırmayı başaran The HU, İstanbul’da – Doğu’nun ve Batı’nın sentezinin, melezleşmesinin en güzel örneğinde – sahne alarak 16 Temmuz 2025’te Türk metalheadlerin içindeki savaşçı ruhu uyandıracak!

©2025@metaloda
“Her hakkı saklıdır. Kaynak göstermeden alıntı yapılamaz. Başka yerde yayınlanamaz.”