Posts

Değerli Metal Oda okurları, herkese yeniden merhaba.

Bugün sizleri yeni yayımlanan bir single ya da metal dünyasında ses getiren bir iş birliğiyle değil, yaz sezonuna damgasını vuran unutulmaz bir konser deneyimiyle buluşturacağım. Yaz tatiline adeta kendisi kadar sert, sıcak ve enerjik bir başlangıç yapan Three Days Grace konserine katılan biri olarak, gecenin atmosferini, sahnedeki performansı ve yaşadığım deneyimleri tamamen kendi gözümden sizlerle paylaşacağım.

Bazen bir konser yalnızca sevdiğiniz şarkıları canlı dinlemekten ibaret değildir; bazen aylarca beklediğiniz o anın, binlerce insanla aynı duyguları paylaşmanın ve yıllardır kulaklığınızdan eksik olmayan parçaların ilk notasında tüylerinizin diken diken olmasının adıdır. İşte Three Days Grace’in İstanbul gecesi de tam olarak böyle bir deneyimdi.

Read more

Ölüm, modern dünyada ya gizlenir ya da hızla tüketilir.
Sanatta ve müzikte ölüm, basit bir karanlık merakı değildir. Ölümle kurulan bu estetik ilişki, anlamakta zorlandığımız ve yüzleşmekten korktuğumuz sarsıcı bir gerçeği ehlileştirme çabasına hizmet eder. Ölüm hakkında yazmak, ölüm üzerine şarkılar söylemek — death metal ve death-doom gruplarının yaptığı gibi — onu normalleştirir ve bir ölçüde onunla alay eder. Bu ti ye alma hali, hepimizi bekleyen kaçınılmaz sonu kabullenmenin yollarından biridir.

Read more

Schengen vizeniz ve çadırınız hazır mı? 🤘
Sizler için Avrupa’nın önde gelen yaz rock ve metal festivallerini tek bir rehberde derledik. İster bu yaz yola çıkmayı planlıyor olun, ister gelecek yıllar için listenizi hazırlayın.

Is your Schengen visa approved and your tent packed?

We’ve put together a guide to Europe’s leading summer rock & metal festivals. Whether you’re planning to hit the road this summer or building your festival bucket list for the years ahead, don’t forget to save this article.

Read more

Teknikten Önce Duygu, Gösterişten Önce Anlatı

Türkiye’de bağımsız müzik üretmek çoğu zaman yalnız bir yolculuk. Ancak bazı müzisyenler bu yalnızlığı bir sınırlama olarak değil, yaratıcı özgürlük alanı olarak görüyor. Riddles in the Dark’ın arkasındaki isim Gündoğdu Akın da bu isimlerden biri.

Opera eğitimiyle başlayan müzik yolculuğunu kendi bestelerini üretme arzusunun peşinden giderek farklı bir yöne çeviren Akın, bugün alternatif rock, progresif rock ve metal öğelerini bir araya getiren özgün bir müzikal dil kurmuş durumda. İlk dinleyişte güçlü melodiler, dikkat çekici vokaller ve katmanlı düzenlemeler öne çıkarken; biraz daha derine inildiğinde şarkıların arkasında titizlikle kurulmuş bir kompozisyon anlayışı ve bütünlüklü bir anlatı dünyası hissediliyor. İlk dinleyişte Muse etkileri hissedilse de, eserlerin altında Riverside’ı hatırlatan melankolik ve derin bir atmosfer de kendine yer buluyor.

Read more

Kurgusal Anlatılar ve Törpülenmiş Sesler: Angine de Poitrine

Metal Oda’da Güzin’in Angine de Poitrine yazısını okuduğumdan beri bu konuyu zihnimde toparlamaya çalışıyordum. Bir yandan da bu grupla ilgili söylemleri ve kolektif algıyı gözlemlemek istedim. İtiraf etmeliyim ki hem son derece eğlenceli hem de beni derin düşüncelere sevk eden bir süreç oldu.
İnsanın kendi penceresinden gördüğü (ya da görmek istediği) gerçeklik ile “orada olanın” çıplaklığı arasındaki o derin uçurumu pek çok kez deneyimlemişizdir. Kendimize yapay bir kimlik kurguluyor ve bu kendi yazdığımız anlatının gölgesinde yaşamaya devam ediyoruz. Ancak bu anlatının çöktüğü, gerçekliğin yüzümüze bir tokat gibi çarptığı her kırılma noktasında kendimizi bir kimlik krizinin, derin bunalımların ortasında buluyoruz.

Read more

Michael Jackson denince akla önce hayatı boyunca üzerine yapışan Pop’un Kralı etiketi gelir nedense: unutulmaz melodiler, ikonik moonwalk, taşlı beyaz eldiven, dev stadyum konserleri, kusursuz koreografiler… Oysa Michael Jackson’ın eşsiz müzik adamı, dansçı ve koreograf kişiliğinin altında çok daha karanlık, çok daha öfkeli bir damar vardır. Belki de onu bu kadar sıra dışı yapan şey dünyanın gördüğü en büyük pop yıldızlarından biri olması kadar ruhunda ilk bakışta görünmeyen rock metal öfkeyi barındırmasıdır.

Read more

Şiir, Öfke ve Umut : Patti Smith Quartet İstanbul Konseri

Yaklaşık 10 bin dinleyicinin birkaç saatliğine kendi kişisel sorunlarından, hayatın karmaşasından ve dünyanın ağırlığından uzaklaşıp yaşama dair yeniden umut dolduğu, iyileşmeye dair birbirine tutunduğu bir konser: Patti Smith Quartet.

Tarihler 17 Mayıs 2026’yı gösterirken yolumuz Bonus Parkorman’ın yemyeşil sahnesine düşmüş, aylar öncesinden biriktirdiğimiz heyecanla konser için önceden hazırladığımız, Patti’ye yakışacağını düşündüğümüz kıyafetlerimizi giymiştik.

Sağanak yağmur yeni dinmişti. Tepemizde, günü daha da özel kılmak istermişçesine bir gökkuşağı belirmiş, hava ise olabilecek en tatlı hâliyle esmeye başlamıştı.

Read more

Few musicians in rock history have treated sound as something truly alive quite like Adrian Belew.

Whether alongside King Crimson, David Bowie, Talking Heads or Frank Zappa, Belew has always approached music with the mindset of an explorer — chasing strange textures, bending technology into emotion and constantly pushing beyond familiar territory. Especially during King Crimson’s groundbreaking 1980s era, he helped reshape progressive music into something futuristic, rhythmic and entirely unpredictable.
Now, with BEAT — alongside Steve Vai, Tony Levin and Danny Carey — Belew returns to the world of Discipline, Beat and Three of a Perfect Pair, not as a nostalgic act, but as a living continuation of that adventurous spirit.
In this conversation with Metal Oda, Adrian Belew reflects on the creative chaos of 1980s King Crimson, working with David Bowie, the influence of Beat Generation literature, artificial intelligence, creativity and progressive rock, and why curiosity still matters more than nostalgia.

Read more

Rock tarihinde sesi Adrian Belew kadar, adeta canlı bir organizma gibi ele alıp şekillendiren çok az müzisyen vardır.

İster King Crimson, ister David Bowie, Talking Heads ya da Frank Zappa ile çalışmış olsun, Belew müziğe her zaman bir kâşif zihniyetiyle yaklaştı —ve bunu değişik, kimi zaman tuhaf ses dokularının peşinden giden, teknolojiyi duyguya dönüştüren ve sürekli olarak alışılmış sınırların ötesine geçen bir anlayışla yaptı. Özellikle King Crimson’ın çığır açan 1980’ler döneminde, progresif müziğin dilini daha fütüristik, ritmik ve tamamen öngörülemez bir şeye dönüştürdü.
Şimdi ise BEAT projesinde — Steve Vai, Tony Levin ve Danny Carey ile birlikte — Belew, Discipline, Beat ve Three of a Perfect Pair albümlerinin ikonik dünyasına nostaljik bir şekilde değil, o dönemin maceracı ruhunun canlı bir yansıması olarak geri dönüyor.
Metal Oda için gerçekleştirdiğimiz bu söyleşide Adrian Belew ile 1980’ler King Crimson döneminin yaratıcı kaosu, David Bowie anıları, Beat Kuşağı edebiyatının müzikteki etkisi, yapay zekâ, yaratıcılığın sınırları ve progresif rock üzerinden müzikteki merak ve keşif duygusunun neden hâlâ nostaljiden daha önemli olduğunu konuştuk.

Read more

Korn x Diablo IV: Efsaneler Karanlığa Dönüyor

Bir döneme damgasını vuran ve özellikle “Freak on a Leash” gibi parçalarıyla 90’ların gençliğinin sesi hâline gelen modern metal efsanesi Korn, 28 Nisan’da yayımlanan Diablo IV DLC’si Diablo IV: Lord of Hatred için Blizzard Entertainment ile iş birliği yaptı. Grup, bu iş birliği kapsamında 23 Nisan 2026 tarihinde “Reward the Scars” adlı yeni teklisini de yayımladı.
“Reward the Scars”, Korn’un yıllardır taşıdığı karanlık estetiği Diablo evreniyle buluşturuyor.

Read more