Posts

From animal rights and environmental collapse to inequality, integrity, and the true meaning of resistance, Napalm Death vocalist Barney Greenway reflects on the values that continue to shape both his music and his worldview.

For more than four decades, Napalm Death has challenged musical conventions as fiercely as it has confronted social and political complacency. Yet speaking with Barney Greenway, it quickly becomes clear that labels such as grindcore, extreme metal or even rebellion are only part of the story. Throughout our conversation, he repeatedly returns to a far simpler idea: basic humanity.

From animal rights and environmental justice to inequality, climate change and artistic integrity, Greenway approaches every subject through the same ethical lens. Rather than offering slogans or easy answers, he argues that meaningful change begins with empathy, dignity and our willingness to recognise the value of every sentient being.

In this conversation with Metal Oda, Barney Greenway reflects on the responsibilities of artists, the legacy of Birmingham, the relationship between punk and metal, and why integrity still matters more than commercial success.

Read more

Barney Greenway: “Direniş, Başkalarının Özgürlüğünü Savunmaktır”

Hayvan haklarından çevresel yıkıma, eşitsizlikten müzikte samimi üretime ve direnişin gerçek anlamına kadar pek çok konuda Napalm Death vokalisti Barney Greenway, hem müziğini hem de hayata bakışını şekillendiren değerleri Metal Oda‘ya anlattı.
Kırk yılı aşkın süredir Napalm Death, yalnızca müzikal kalıpları yıkmakla kalmadı; toplumsal ve siyasi kayıtsızlığa karşı da aynı sertlikle mücadele etti. Ancak Barney Greenway ile konuşmaya başladığınızda, grindcore, ekstrem metal ya da “isyan” gibi tanımların hikâyenin yalnızca bir bölümünü anlattığını hemen fark ediyorsunuz. Sohbet boyunca sürekli çok daha temel bir kavrama dönüyor: insanlık.

Hayvan haklarından çevresel adalete, eşitsizlikten iklim krizine ve sanatsal dürüstlüğe kadar hangi konu açılırsa açılsın Greenway meseleye aynı etik bakış açısından yaklaşıyor. Sloganlar ya da kolay cevaplar vermek yerine, gerçek değişimin empatiyle, insan onuruna saygıyla ve hissedebilen her canlının yaşamına değer vermekle başlayacağını savunuyor.
Barney Greenway ile sanatçıların etik sorumluluğunu, Birmingham şehrinin müzikal mirasını, punk ile metal arasındaki ilişkiyi ve müzikte ticari başarıdan çok sanatsal dürüstlüğün ve kendi çizgine sadık kalmanın önemini konuştuk.

Read more

Savaşın dumanları ve gürültüsü Orta Doğu’dan, burnumuzun dibinden yükseliyor.

Haritalar suni olarak değiştirilmek istenirken, ordular, devasa uçak gemileri hareket ediyor, yeni enerji denklemleri yazılıp bozuluyor ve petrol fiyatları dünya ekonomisini sarsıyor.
Sosyal medya ve televizyonlardaki haber bombardımanına, yıkım ve kayıplara bakınca insan ister istemez aynı soruyu soruyor: tarih gerçekten ilerliyor mu, yoksa insanlık olarak hep aynı kısır döngü içinde dönüp duruyor muyuz?
Bazen bu soruya en net cevapları siyasetçiler değil, müzisyenler verir.

Read more

Erythrocyte grubunun vokali ve Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Enstitüsü Müzik Bilimleri doktora öğrencisi Şeyma Sever ile yüksek lisans tezini konuştuk. Şeyma’nın müzik kariyeri dışında akademik çalışması “Sapkınlık ve Suç Bağlamında Metal Müziğin Antagonist Kodları” başlıklı yüksek lisans teziyle ilgili yaptığımız görüşmenin tam metnini sunuyoruz:

Read more

Her şey 1968 yılında Ozzy Osbourne ve Black Sabbath ile başladı. Ozzy, Birmingham’da işçi sınıfından fakir bir ailenin çocuğu olarak zor şartlarda doğup büyüdü ve 22 Temmuz 2025 günü arkasında 220 Milyon dolarlık bir servet bırakarak dünyayı gözlerini yumdu.
Peki ya çocukluğu Ozzy’yi dinleyerek geçen, tır şoförü bir baba ve opera sanatçısı bir annenin evlatları olarak çok fakir bir çocukluktan gelen, ancak bugün sadece kişisel serveti 300 Milyon doları, piyasa değeri ise 1 Milyar doları bulan bir müzik grubuna sahip olan James Hetfield? Metal Müziğin bu asi çocukları, yani bir numaralı sistem karşıtları nasıl oldu da karşı durdukları kapitalist çarkların üst sıralarında yer aldılar?

Read more

5 Temmuz 2025’te Birmingham Villa Park stadyumunda metalseverler bir devrin sonuna tanıklık etti. Heavy metal efsanesi Black Sabbath’ın Back to the Beginning veda konserinde Metallica’dan Guns N’Roses, Slayer ve Gojira’ya metal müziğin süperstarları Black Sabbath’ın son konseri için bir araya geldi. Ve sonra, konserde kimsenin beklemediği, öngöremediği bir şey oldu: Yungblud Black Sabbath’ın “Changes” parçasını yorumladı ve dünya bir anlığına durdu.

Read more

Black Sabbath şeytan müziği mi yapıyor? Black Sabbath gençleri satanizme mi yönlendiriyor?

Hayır, tek yaptıkları şey, ne olursa olsun efsanevi bir şekilde konser vermek!

Read more

Papalık kurumunun ortaya çıkışından bu yana makamı işgal eden iki yüz altmış altıncı Papa Franciscus (Pope Francis) 21 Nisan 2025’te 88 yaşında öldü. Latin Amerika kökenli ilk Papa’nın dünyaya veda etmesiyle biz de Ghost ve Papalarını mercek altına almanın tam zamanıdır diye düşündük.

Ghost: Müzikal Tiyatro ve Rock Müzikte Papalık
Modern rock ve metal müzikte, İsveçli Ghost grubu teatral zenginliği ve gizemli kimliği ile öne çıkar. Grup vokali Tobias Forge liderliğindeki Ghost, frontmanlerinin birkaç yılda bir ritüelistik bir dönüşüm geçirerek yeni papal personalara yolu açtığı benzersiz bir evren inşa etti. Papalık Ardılı fikri, dini geleneğe dayanan bir kavram olarak, Ghost’un en ilgi çekici hikaye anlatım araçlarından biri haline geldi. Peki grup neden sürekli olarak frontman imajını “değiştiriyor” ve bunun müzikleri ve vermek istedikleri mesaj bakımından anlamı nedir, şimdi yakından bakalım.

Read more

Manchester, Liverpool ve Gölgelerindeki Birmingham

Birleşik Krallık ve müzik denince ilk akla gelen şehirler Manchester ve Liverpool oluyor. Heavy Metal müziğin doğduğu, Black Sabbath, Judas Priest, Led Zeppelin’in yarısı, Electric Light Orchestra ve Duran Duran gibi müzik devlerinin çıktığı Birmingham ise ne yazık ki bu iki şehrin gölgesinde kalıyor.

Modern müziği şekillendiren şehirlerden Liverpool, 1960’larda The Beatles ve Merseybeat akımıyla sahneye çıkarken, Manchester, post-punk, Britpop ve alternatif rock’ın merkezi haline geldi. Birbirinden sadece 56 km uzaklıkta bulunan bu iki şehir, Britanya müziğinin evrimine yön vererek öne çıktı.

Read more