Noktaların, papier-mâché maskelerin ve mikrotonalitenin evreninde adeta uzaydan gelmiş hissi veren bir duo Angine de Poitrine.

Sesin estetik bir form olmaktan çıkıp bir enstalasyona dönüştüğü noktada Kanada Québecli ikili, avangardın, absürdün ve müziğin sınırlarını zorluyor. Adeta hipnotik bir performans sergiliyor.

2019’dan bu yana birlikte çıktıkları sanat yolculuğunda Khn de Poitrine ve Klek de Poitrine isimleriyle üreten anonim ikilinin maskelerinin ve gizemlerinin ardında gerçek bir düşünce sistemi var.

Grubun ismi çok tıbbi: -angine de poitrine-, yani kalbe yeterince kan gitmeyince hissedilen göğüs sıkışması ya da yanması. Latince’de Angina Pectoris adıyla da bilinen bu durum ya da rahatsızlık, aslında bir hissin adı. Kalbin ritmini kaybettiği, nefesin daraldığı, iç dünyanın dışarı sızmak istediği anın adı. Bu hissin müzikteki karşılığı ise mikrotonal gitarlar, standart dışı akort sistemleri ve matematik ritimler ile bu sıradışı ikili tarafından örülüyor. Angine de Poitrine, klasik rock yapısını parçalayarak notalar arasındaki “boşlukları” bile müziğinin bir parçası haline getirebiliyor. Müzikte melodi yakalamak yerine, sizi bir durum içine sokuyor. Tıpkı bir tiyatro yaratımı gibi.

Angine de Poitrine’in yarattığı sesler lineer ilerlemiyor; kıvrılıyor, bükülülüyor, sürtünüp deviniyor. Bir anda başlayan groove asla tam olarak oturmuyor, bilerek merkezin dışına savruluyor. Bu da müziği sadece işitsel değil, üç boyutlu bir deneyime dönüştürüyor. Tam bu noktada müzik, klasik anlamından uzaklaşarak bir enstalasyona yaklaşıyor. Dinlenen bir şey olmaktan çıkıp, adeta içinde bulunulan bir alana dönüşüyor. Sesler bir sanat galerisindeki objeler gibi mekanda izini bırakırken, kişinin etrafını sarıp bir koordinat sisteminde konumlandırıyor. Bu yaklaşım bize Dadaizm’in mantıkla olan kavgasını ve anlamın parçalandığı, formun sabit kalmadığı, absürdün bilinçli olarak üretildiği bir alanı açarak, günümüzün önceden tahmin edilebilir dünyasında sanatın hala şaşırtabildiğini gösteriyor.

Acid, techno, disco ve rock müzikten ilham alan Angine de Poitrine kendilerini Rock Microtonal Dada- Pythago-Cubiste orkestra olarak tanımlıyor (çok French!). Grubu küresel vitrine taşıyan Seattle merkezli radyo-YouTube kanalı ve canlı performans platformu KEXP ise, avangard, orijinal keşifleriyle ünlü. Bu küresel vitrine çıkardıkları son işlerden biri de Angine de Poitrine oldu. Filtresiz müzik ve performanslara yer veren KEXP ile Angine de Poitrine viral oldu.

Sahnede ise, Angine de Poitrine deneyimi daha da yoğunlaşıyor. Dev papier-mâché maskeler, grotesk formlar ve anonimlik… Birey ortadan kalkıyor, yerine kukla tiyatrosu ile absürdü buluşturan biraz da naif ve kırılgan bir anlatım geliyor. Bu noktada müzik, kişisel bir ifade olmaktan çıkıp kolektif bir ritüele dönüşüyor. Dinleyici de artık izleyen değil; sistemin bir parçası haline geliyor.

İkilinin Londra merkezli Earth Agency sayfasındaki biyografilerine bakalım:

“Dünya gezegeninin rock tanrılarına adanmış müritleri  ve uzay-zamanda yolculuk eden varlıklar olan Klek ve Khn de Poitrine sosisli sandviçlere, piramitlere ve rock müziğin tüm o görkemli aşırılığına hayranlıkla bakıyor.

Asimetrik ve disonant yapısıyla Angine de Poitrine’in müziği, kalpleri hızlandırıyor ve bedenleri kontrolsüz bir coşkuyla harekete geçiriyor. Sıkı, nabız gibi atan davul groove’ları ve çift saplı mikrotonal gitarın karmaşık dolaşıklıklarıyla grup; hipnotik ses ve görüntü girdapları yaratıyor.

2024’te yayımlanan Vol. 1 sonrası Angine de Poitrine, dinleyicilerden, eleştirmenlerden ve müzik endüstrisinin önemli aktörlerinden yükselen bir ilgi fırtınasının tam merkezinde yer alıyor.

Tüm bu bilgiler yalnızca insansı varlıklar içindir: Angine de Poitrine ise sadece rock ’n’ roll yapmaktan büyük heyecan duyuyor.”

Angine de Poitrine, Teatral Alan ve Titanlar

2022 İstanbul Tiyatro Festivali kapsamında Euripides Laskaridis ve topluluğu Osmosis’den “Titans- Titanlar” adlı oyunu izlemiştik. Absürt tiyatro öğeleri içeren disiplinlerarası gösteri Titans’da Laskaridis, bedeni sabit bir form olmaktan çıkarıp akışkan, grotesk ve tanımsız bir yapıya dönüştürür. Genrelar ötesi bu oyunda, insandan önceki zamanda ve tanımsız bir boşlukta, cinsiyeti belirsiz ve ölümsüz, her şeye kadir bir varlığın hikayesi anlatılır.

Laskaridis’in Titanlar’da maskelerle kurduğu evren ile Angine de Poitrine’in müzikal evreni arasında görünmez ama güçlü bir hat var:

Angine de Poitrine de tıpkı Laskaridis gibi formu-sesi benzer şekilde parçalar; ritmi kırar, tonu kaydırır ve dinleyiciyi tanıdık olanın dışına iter. Titans’ta beden bir enstalasyona dönüşürken, Angine de Poitrine’de müzik bir mekân halini alır—ikisi de anlamı anlatmak yerine askıya alır. Bu yüzden ortaya çıkan şey ne tam bir performans ne de sadece bir konserdir; daha çok Dadaist bir ritüel gibi, izleyeni içine çeken, formu çözen ve yerine yeni ve belirsiz bir gerçeklik deneyimi kuran bir tecrübe olur.

Ama bu çözülüşün içinde beklenmedik bir şey daha vardır: naiflik. Neredeyse çocuksu bir merak, bir çocuk oyunu hâli… Grotesk olanla oynayan, absürdün içinde dolaşan ama onu ciddiyetle değil, keşif duygusuyla kuran bir yaklaşım. Bu yüzden ortaya çıkan şey sadece karanlık ya da kaotik değildir; aynı zamanda kırılgan, hatta masum olanın temsilidir.

 

Laskaridis’i izleyen ya da  Angine de Poitrine’i deneyimleyen kişi, onların yarattığı bu naif dünyaya dışarıdan bakmakla kalmaz—bu özel dünyaların içine girer ve yeniden öğrenir gibi, ilk kez karşılaşıyormuş gibi tecrübe eder.

Uzun lafın kısası.

Angine de Poitrine’i anlamaya, deşifre etmeye çalışmayın, müziklerinin ve yarattıkları evrenin içine girin ve uzun zamandır rastlamadığımız kadar samimi, gerçek ve eğlenceli performanslarıyla gülümseyin.

 

Güzin Paksoylu

 

©2026@metaloda
“Her hakkı saklıdır. Kaynak göstermeden alıntı yapılamaz. Başka yerde yayınlanamaz.”