Accept dinlemeye çocuk yaşta başladım. Kasetlerin, dergilerin, afişlerin biriktirildiği zamanlardı. Udo Dirkschneider’ın sesi, bir süre sonra tanıdık bir yüz gibi. Bu yüzden Udo’yu sahnede her görüşüm, sadece bir konser izlemek değil, Ankara sokaklarında futbol maçı yapmak gibi.

11 Nisan Cuma akşamı İstanbul’da IF Performance Hall Beşiktaş’ta yaşananlar bu açıdan zaman makinesi gibiydi. Accept’in efsanevi albümü Balls to the Wall’un kırkıncı yılını kutlayan bu özel turnede, kadroda çok önemli bir isim daha vardı. Grubun orijinal bas gitaristi Peter Baltes da Udo’nun yanındaydı. Ve bu tek detay bile konseri sadece özel değil, tarihi kılıyordu.


Accept 1976’da Almanya’nın Solingen kentinde kuruldu. Kurucu kadroda Udo Dirkschneider, Peter Baltes, Wolf Hoffmann ve Stefan Kaufmann gibi isimler vardı. Grup, 80’lerde Avrupa heavy metalinin en büyük temsilcilerinden biri haline geldi. Restless and Wild, Balls to the Wall ve Metal Heart gibi albümlerle kıta Avrupası’nın Judas Priest’i olarak görüldüler. Ancak Udo’nun gruptan ayrılmasıyla işler karıştı. Udo yoluna solo olarak devam etti ve kurduğu U.D.O. ile çizgisinden sapmadan, sert ama melodik heavy metal üretmeye devam etti. Accept ise yaklaşık 15 yıl önce ABD’li Mark Tornillo ile güçleri birleştirdi ve çok başarılı 2 albüme imza attı. Stalingrad ve Blood of the Nations. Ardından gelen diğer albümlerde ise grup kendini tekrarlamaya başladı. Gitarist Wolf Hoffman ile birlikte grubu sürdüren bas gitarist Peter Baltes de ayrılınca Accept yağsız, tuzsuz yemek gibi bir şeye dönüştü. Peter Baltes ise Accept’ten ayrıldıktan sonra çok düşünmedi ve Udo Dirkschneider ile çalışmaya başladı.

(11 Nisan 2025 Dirkschneider İstanbul konserinden – Foto: Anıl Ergin)

İstanbul’daki konsere dönecek olursak, sahnedeki grup üyeleri bu özel repertuvara tamamen hâkimdi. Davulda Udo’nun oğlu Sven Dirkschneider vardı. Yıllardır babasıyla çalıyor ve hem teknik hem de sahne enerjisiyle babasının mirasını taşıyor. Gitaristlerden Andrey Smirnov, hem ritim hem solo bölümlerde büyük bir istikrarla çaldı. Diğer gitarist Fabian “Dee” Dammers ise sahnede daha hareketli, seyirciyle etkileşim kuran ve klasik metal sahne enerjisini taşıyan taraftı. Fakat gecenin yıldızlarından biri tartışmasız Peter Baltes’ti.

Baltes sahnedeki hâkimiyeti, güleryüzü ve seyirciyle kurduğu bağla bir efsane gibi değil, sanki eski bir dost gibi hissettirdi. Genç gitaristlere küçük hareketlerle yön verdi, onların performansına destek oldu. Şarkı aralarında seyirciyle göz göze geldi, el salladı, gülümsedi. Grubun tüm üyeleri ona büyük bir saygı duyuyordu ve bu sahneye yansıyordu.

(11 Nisan 2025 Dirkschneider İstanbul konserinde tarih yazıldı – Foto: Anıl Ergin)


Konser Fast as a Shark ile başladı ve arka arkaya hitlerle devam etti. Balls to the Wall çalmaya başladığında ise ortalık yıkıldı. Benim de sesim gitti. Boynum iyi. Albüm, 1983 çıkışlı ve Accept’in dünya çapındaki çıkışını simgeleyen bir yapıt. Hem siyasi mesajları hem de gitar riffleriyle zamanına göre son derece cesur bir albüm. Bu albümün tüm şarkılarını eksiksiz ve canlı dinlemek büyük bir ayrıcalıktı. Albümün sonrasında yine diğer albümlerdeki hit parçalar geldi. Princess of the Dawn örneğin. Son parça Burning çaldığında ise salon gerçekten yıkılıyordu.

Seyirci, her şarkıya yüksek sesle eşlik etti. Enerji bir an bile düşmedi. Ben konseri hem balkondan hem sahne önünden izleme fırsatı buldum. En öne geçtiğim anlara Peter Baltes’e elimi uzattım. Amacım elini sıkmaktı. Peter elimi sıkmadı, unun yerine elime penasını bıraktı. Ben de penayı, kapmak için iki saattir hayatı pahasına mücadele veren arkadaşım, bas gitarist Ali Evcimen’e verdim hemen. Çok uğraşmıştı.

Udo’nun performansı inanılmazdı. 73 yaşında ama sahnede ne sesi ne de varlığı azalmış. Tıpkı Brian Johnson gibi, yaşlandıkça daha da oturan bir ses. Çatlak ama net, agresif ama kontrolü elinde tutan bir ton. Şarkıları söylerken hiç zorlanmıyor. Ve daha önemlisi, sahnede hâlâ zevk alıyor.

(73 yaşındaki Udo performansıyla hayran bıraktı. Foto: Anıl Ergin)

2024 yılında yine İstanbul’da Accept’i izlemiştim. Müzikal olarak teknik açıdan iyiydiler ama bu konser çok daha içten, daha sıcak ve daha samimi geçti. Belki de bunun sebebi, Udo’nun gerçekten bu şarkılarla özdeşleşmiş olması. Belki de Baltes’in varlığı, gecenin ruhunu tamamladı.

Organizasyonun küçük olması ya da stadyumda olmanız falan aldığınız keyfi değiştirmiyor. Bence setlist anahtar kelime. Dirkschneider bunu iyi başarıyor. Bu anlamda geçen yaz izlediğim Bruce Dickinson ve Judas Priest’e eş değer bir konser izledim sanırım. Bilmiyorum. Tadını tam çıkarmak için biraz çocukluğumun geçtiği Ankara Kavaklıdere sokaklarında yürümem gerekti ertesi gün.

 

Dirkschneider Setlist İstanbul IF Performance Hall 

Fast as a Shark
Living for Tonite
Midnight Mover
Breaker
Flash Rockin’ Man
Metal Heart
Breaking Up Again
Balls to the Wall
London Leatherboys
Fight It Back
Head Over Heels
Losing More Than You’ve Ever Had
Love Child
Turn Me On
Losers and Winners
Guardian of the Night
Winter Dreams
Encore:
Princess of the Dawn
Up to the Limit
Burning

©2025@metaloda
“Her hakkı saklıdır. Kaynak göstermeden alıntı yapılamaz. Başka yerde yayınlanamaz.”