Posts
Since its discovery in the North Pacific Ocean by the Woods Hole Oceanographic Institution in 1989, there has been a whale that has been wandering alone. Its name is 52 Blue. Some have even called it the 52-hertz whale or Alice. It has been alone for 35 years. The reason is that it vocalizes at 52 hertz (G#1), while other whales communicate within the 15–40 hertz range, meaning they cannot hear it. Its calls receive no response, and it cannot become part of a pod. It cannot even join migrations. Scientists, moreover, have never physically seen it. Its species and gender remain unknown… (Liu, 2024, pp. 1–5)
Woods Hole Oşinografi Kurumu tarafından Kuzey Pasifik Okyanusu’nda keşfedildiği 1989 yılından beri tek başına gezen bir balina var. İsmi 52 Blue. 52 hertz balinası veya Alice ismi veren bile olmuş. Tam 35 yıldır yalnız. Çünkü 52 Hertz frekansında ses çıkarıyor (G#1); diğer balinalar ise 15–40Hertz frekansında iletişim kurduğu için onu duyamıyor. Ne çağrısı yanıt buluyor ne de bir sürünün parçası olabiliyor. Göçlere bile katılamıyor. Bilim insanları ise onu hiç fiziksel olarak görememiş. Ne cinsi ne de cinsiyeti biliniyor… (Liu, 2024, s.1-5)
MTV’nin Ölümüne Üzülmeli miyiz?
MTV (Music Television) 31 Aralık 2025’te yayın hayatını sonlandırdı. MTV Entertainment Group bünyesinde faaliyet gösteren bu Amerikan kablolu tv yayın kanalı, gerek video müzik ödülleriyle gerekse tartışmalı sanatçılarıyla uzun yıllar ana akım müziğin kalbinin attığı yer oldu.
Sizi bilmem ama ben bir Metal Müzik dinleyeni olarak MTV’nin sonlanmasına çok sevinen biriyim, bunun içinde sağlam nedenlerim olduğuna inanıyorum. 1981 Yılının ağustos ayında Amerika’da yayın hayatına başlayan MTV, kısa süre içinde dünya müzik endüstrisine video klip formatını dayatabilecek bir güç haline gelmişti. MTV 90’ların başında dünya genelinde birçok kanalı olan popülist bir ikon olmuş ve böylelikle müzik endüstrisine yön verir hale gelmişti. Bir nevi tekel olma yolunda olan MTV’de yer alabilmek için öncelikle bir video klibinizin olması gerekiyordu. Tabii her çekilen video klibe de MTV’de yer verilmiyordu.
Bruce Dickinson & Paganini: An Unfinished Rock Opera
Did you know that Bruce Dickinson began working on a rock opera about Paganini in the 1980s — a project that has yet to be brought to life? Now let’s see at what threshold do the “diabolical” classical music composer and violin virtuoso Paganini and Iron Maiden frontman Bruce Dickinson converge?
Bruce Dickinson & Paganini: Yazılmamış Bir Rock Opera
Bruce Dickinson ’ın 1980’lerde tasarlamaya başladığı ancak henüz hayata geçmeyen Paganini konulu bir rock opera yazmakta olduğunu biliyor muydunuz?
Peki klasik müziğin bu “şeytani” besteci ve keman virtüozu ve Iron Maiden frontmani Bruce Dickinson hangi eşikte buluşuyor? Şimdi yakından bakalım.
Bir adamın inadı, bir grubun kaderini değiştirdi. Iced Earth; sert riffleri, epik hikâyeleri ve yıllara direnen enerjisiyle metal tarihinde kendine özgü bir evren kurdu.
Florida’nın boğucu sıcağında, takvimler 1985’i gösterirken, bir genç gitarını omzuna asmış, hayalleriyle yürüyordu. O genç, Jon Schaffer’dı. Şimdilerde adını duymayan azdır. O günlerde ne plak şirketleri tanırdı onu, ne de müzik dergileri… Sadece kafasının içinde yankılanan melodiler, karanlık hikâyeler ve bir gün anlatması gereken destanlar vardı. Schaffer için müzik bir evrendi. Daha hayatın çok başında, elindeki gitarla yalnızlığını, öfkesini, hayal kırıklıklarını ve umutlarını birer riff’e dönüştürmeye başlamıştı. Başlarda “Purgatory” adıyla çalmaya başladılar. Bar sahnesinin mütevazı köşelerinde, birkaç sadık dostun alkışları arasında yankılanan riffler, gün gelecek Avrupa’nın soğuk salonlarında binlerce insanın yumruğunu havaya kaldıracaktı. Bunun olacağına o dönem kimse pek ihtimal vermiyordu.

Kaıytlarını çok severek dinlediğiniz o küçük veya orta ölçekli metal grubu neden sahnede neden “çamur” gibi duyuluyor hiç merak ettiniz mi? Sebebinin yetenekle ilgisi olmamasına şaşıracaksınız.
An Interview with Jason Bowman of The Yagas
(Güzin Paksoylu – Metal Oda 2025)
New York–based alternative rock/metal band The Yagas have made a powerful entrance into the metal music scene in 2024, generating wide excitement with their haunting sound and the presence of acclaimed actress Vera Farmiga as their vocalist. Their music is powerful, cinematic, and emotionally charged.
The band name Yagas evokes mystery and folklore, drawn from Baba Yaga — the wild witch of Slavic forests, a guardian of thresholds and transformation. Neither wholly good nor entirely evil, she is a figure of ambiguity: luminous and terrifying, destructive and protective. This duality shapes the band’s aesthetic and creative identity.
We spoke with Jason Bowman — drummer of The Yagas and founder of the Rock Academy — about the origins, philosophy, and future of the band.
The Yagas – Jason Bowman Söyleşisi (Metal Oda, 2025)
New York çıkışlı alternatif rock/metal grubu The Yagas, 2024 yılında metal müzik sahnesine etkileyici bir giriş yaparak kısa sürede büyük bir merak uyandırdı. Hem özgün hem de karanlık bir tınıya sahip müzikleri; sinematik yaklaşımları, folklorik kökleri ve vokalde ünlü oyuncu Vera Farmiga’nın varlığıyla birleşince ortaya benzersiz ve duygu yüklü bir sound çıktı.
Grubun ismi de bu büyünün bir parçası: Baba Yaga — Slav ormanlarının vahşi ve kadim cadısı, ne tam olarak iyi ne de tamamen kötü bir figür olarak sınırların, eşiklerin ve dönüşümlerin bekçisidir. Baba Yaga da tıpkı The Yagas’ın müziği gibi hem büyüleyici hem tehditkâr, hem lirik, hem ürkütücüdür. Bu da tam olarak The Yagas’ın hamurundaki estetik ikiliğin ifadesidir.
Bu söyleşide grubun davulcusu ve Rock Academy’nin sahibi Jason Bowman ile The Yagas’ın çıkış noktasını, yaratım sürecini, estetiğini ve geleceğini konuştuk.
