FAUN ÖZEL RÖPORTAJ
Modern dünyanın hızında kaybolan, adeta uyuşan insan, çoğu zaman doğayla kurduğu bağı da kaybediyor. Doğaya yabancılaşıyor. Ancak bazı müzikler ve tabii ki sanat, bu kopuşu tersine çevirerek zamanı yavaşlatıp akışı değiştirerek dinleyiciyi bambaşka bir ritme ve varoluş biçimine taşımayı başarıyor.
Doğanın ve mitlerin etrafında şekillenen anlatıları, mistik enstrümanları ve tınılarıyla Alman folk metal grubu FAUN, tam da bu noktada, geçmiş ile şimdi, ritüel ile sahne, doğa ile insan arasındaki köprüyü yeniden inşa ediyor. Açık havada, yıldızların altında, bir ateşin etrafında toplanma hissi uyandırıp insanı köklerine dönmüş gibi hissettiren bu özel müzik; sadece dinlenen değil, birlikte yaşanan bir deneyime dönüşüyor.
2023 İstanbul konserlerinde sahne ile izleyici arasındaki sınırın neredeyse ortadan kalktığı o büyülü atmosferin ardından, grubun kurucusu Oliver Satyr ile FAUN müziğinin özünü, doğayı tekrar hatırlamayı ve kültürel izlerin dönüşümünü konuştuk.
(Konser Organizasyon Stagepass Live)
2026 yılında 25. yılınızı kutluyorsunuz. Faun’un kökleri daha da eskilere uzansa da, bu yolculuk sizin için gerçekten ne zaman başladı? Ve bugün geriye baktığınızda, grubu en çok şekillendiren dönüşüm ne oldu?
Oliver Satyr: Kesinlikle ilk şarkıları yazmaya ve ilk konserleri vermeye başladığımızda diyebilirim. O zamandan bu yana çıktığımız sanat ve müzik yolculuğunda pek çok şey değişti. Yine de müziğimizin özü ve çekirdeği aynı kaldı. Bazı şarkılar bizim için iyi yol arkadaşlarına dönüştü ve 20 yıldan fazla süredir bizimle birlikte yolculuk ediyorlar.

(FAUN’un 25 yılı)
2023 İstanbul konseriniz Metal Oda’da inceleme olarak yer almıştı — o gece sahne ile izleyici arasındaki sınır neredeyse ritüelistik bir deneyime dönüşerek erimiş gibiydi. Peki o akşam sizin hafızanızda nasıl yer etti?
Oliver Satyr: O geceyi gerçekten çok sevdik. İstanbul’daki dinleyiciler tarafından derinden anlaşıldığımızı hissettik ve ortamdaki enerjiden çok etkilendik. Birlikte şarkı söylemek, dans etmek ve konser sonrası dinleyicilerle buluşmak çok güzeldi. Nihayet tekrar gelebilecek olmaktan dolayı çok mutluyuz.

Aynı konserde, Türk rock sanatçısı Fatma Turgut ile yaptığınız iş birliği olan Umay’ı da seslendirmiştiniz. Bu parça sizin için daha derin, belki daha kişisel bir anlam taşıyor mu? Ve yaklaşan Türkiye konserlerinde benzer sürprizler olabilir mi?
Oliver Satyr: Şu anda planladığımız sürprizlerin gerçekleşip gerçekleşmeyeceğini kesin olarak söyleyemiyorum. Ancak İstanbul’a ilk geldiğimde şehre âşık oldum ve Türk arkadaşlarımla Türk mitolojisinin kökenleri üzerine uzun sohbetler yaptım. Sonrasında eski Göktürk şarkıları üzerine araştırmalar yapmaya başladım ve “Bağçalarda Kestane” adlı bu harika aşk şarkısını buldum. Ardından bu eski halk şarkısının FAUN yorumunu yazdık ve bu parçayı dişil tanrıça arketipini onurlandırarak seslendirdik. Fatma Turgut’un bu şarkıda bizimle işbirliği yapması ve daha sonrasında İstanbul konserimizde bizimle sahneye çıkması da bizi çok mutlu etti.
(Türk mitolojisinde izlerine ilk kez Orhun Yazıtlarında rastlanan Umay ya da Umay Ana, çocukları, bebekleri, yavru hayvanları ve hamile kadınları koruyan ilahi bir varlıktır. )

Yaklaşan Türkiye konserleriniz (9 ve10 Mayıs), Türkiye ve Balkanlar’da baharın gelişini simgeleyen geleneksel bir bahar festivali olan Hıdırellez’in hemen ardından gerçekleşecek. Bu konserler bir tür mevsimsel ritüel, bahar mevsiminin ve doğanın yeniden uyanışının sessiz bir yenilenme kutlaması olarak görülebilir mi?
Oliver Satyr: Doğa ile ve mevsimlerle iyi bir bağ kurmak gerçekten çok önemli. Eylemlerinizi doğayla uyum içinde gerçekleştirdiğinizde bu size büyük fayda sağlar. Ayrıca bahar mevsiminin yükselen ve çok güzel bir enerjisi vardır; biz de bu enerjiden çok coşkulu geçecek olan konserlerimizde yararlanacağız.

(Hıdırellez Ateşi)
(Hıdırellez, her yıl s Mayıs akşamı başlayıp 6 Mayıs ikindi vaktine kadar devam eden en köklü mevsimsel bayramlardan biridir)

(Modern dünyanın keşmekeşi içinde Faun’un müziği, doğayla kurulan bağın unutulmuş bir hatırlatıcısı gibi.)
Harbiye Açıkhava Tiyatrosu gibi geniş bir açık hava mekânında sahne almak, müziğinizin atmosferini ve doğayla kurduğu diyaloğu sizce nasıl etkiliyor?
Oliver Satyr: Elbette açık hava konser mekanları atmosferi büyük ölçüde değiştiriyor. Bizim en çok keyif aldığımız konserler tam olarak bunlar. Açık havada, belki gökyüzünde yıldızlar varken ve ateşler yanarken… İşte o an kendimizi son derece “evimizde” hissediyoruz.
“Türk müziğini ve kültürünü gerçekten çok seviyoruz.” Oliver Satyr

(Faun grubunun kurucusu müzisyen Oliver Satyr)
Farklı diller, Faun’un müziğinde yalnızca söz olmaktan çıkıp, birer kültürlerarası köprüye dönüşüyor.
Şarkılarınızda farklı diller kullanarak uzak kültürler arasında köprüler kuruyorsunuz. Türkçe de bu repertuvara dahil oldu. Bu bağ sizin için ne ifade ediyor? Ve gelecekte bu Türkçe yansımaları FAUN müziğinde tekrar duyacak mıyız?
Oliver Satyr: Türk müziğini ve kültürünü gerçekten çok seviyoruz. Daha önce iki kez eski Türk halk şarkılarını repertuvarımıza dahil ettik ve bu kesinlikle yeniden gerçekleşecek.
Modern dünyanın hızında insanlar doğadan uzaklaşıyor gibi görünüyor ancak insanlar kuvvetli bir doğaya yeniden bağlanma arzusu içindeler. FAUN’un müziğinde, özellikle mistik enstrümanlar ve canlı performanslar aracılığıyla zamanın genişlediğini ve dinleyicinin farklı bir ritme taşındığını hissediyoruz. Müziğinizi, insanların doğayla kaybettikleri bağı yeniden kurmalarına yardımcı olan bir araç olarak görüyor musunuz?
Oliver Satyr: Dünyamız giderek daha da çılgın bir hale geliyor. Hızlı, teknolojik ve dijital bir yaşam sürüyoruz. Ancak neyse ki pek çok insan bu yaşam biçiminin onları mutlu etmediğini fark etmeye başlıyor. Doğada uzun yürüyüşler yapıyorlar ya da bir akşam ateş başında vakit geçiriyorlar ve bu bağın zihinsel ve fiziksel sağlığımız için ne kadar önemli olduğunu tekrar hatırlıyorlar. Daha derin ve daha “büyülü” bir düzeyde ise bu bağı kişisel gelişim ve mutluluk için kullanmanın yöntemleri de var. Bu doğaya dönüş ve farkındalık hareketinin bir parçası olmaktan ve dinleyicilerimize bu ormanlara giden yolu göstermekten dolayı çok mutluyuz.

“Doğa canlıdır ve biz onunla çok derin bir bağ içindeyiz.” Oliver Satyr
Eğer müziğiniz dinleyiciye tek bir mesaj fısıldayabilseydi, doğa ile insan arasındaki bağ hakkında ne söylemek isterdiniz?
Oliver Satyr: Doğa canlıdır ve -biz her zaman hissetmesek de- onunla çok derin bir bağ içindeyiz. Doğa ile ne kadar uyum içinde yaşar ve ona ne kadar iyi davranıp saygı gösterirsek, o kadar mutluluk ve tatmin bulacağımıza inanıyorum.
FAUN’un müziği, modern dünyanın gürültüsü içinde kaybolan bir şeyi hatırlatıyor: doğayla kurduğumuz bağı. Belki de bu yüzden, ilkbaharın eşiğinde gerçekleşecek Türkiye konserleri, yalnızca sahnede değil; yıldızların altında ve dinleyicinin kalbinde yankılanacak.

Güzin Paksoylu
©2026@metaloda
“Her hakkı saklıdır. Kaynak göstermeden alıntı yapılamaz. Başka yerde yayınlanamaz.”




Leave a Reply
Want to join the discussion?Feel free to contribute!