Gothenburg Ruhu

The Halo Effect’ten Niclas Engelin ile Söyleşi

(Güzin Paksoylu – Metal Oda, İstanbul 2025)

Bazı soundlar belli bir dönemi tanımlar — bazılarıysa ötesine geçer. Gothenburg hiçbir zaman harita üzerinde bir şehir olarak kalmadı: melodiyle metal öfkenin kırılgan bir dengede buluştuğu duygusal bir coğrafya oldu..

The Halo Effect, gitarist Niclas Engelin ve grup arkadaşlarının bu özel bu yaratım alanına yeniden döndüğü bir ortam : ama geçmişi tekrar etmek için değil, onu yeni bir ışıkta yeniden sahneye çıkartmak için.

22 Kasım İstanbul konseri yaklaşırken, Niclas ile metal sahnesinin dünü ve bugünü üzerine söyleştik,  müzik yaratımından canlı performansların sanatçıda yarattığı heyecana farklı konulardan bahsettik.

Günümüzde küresel bir akım hâline gelen “Gothenburg sound”unun oluşumuna katkı sağlamış bir müzisyen olarak, bu hareketin dünya çapında tanınması hakkında  neler hissediyorsunuz?

Evet, bugün küresel bir metal akımı olarak tanınmasını görmek harika bir his. Bence bu çok gurur verici ve aynı zamanda çok da mütevazı hissettiriyor. Başlangıçta yapmak istediğimiz şeyin bugüne kadar hala devam ediyor olması inanılmaz!

 

Sizce bir soundu riffler, melodi ve coğrafyanın ötesinde ne tanımlar? Bir duygu hâli mi, melankolik bir ton mu, yoksa hayata ve mücadeleye felsefi bir bakış mı?

Bence müziğimizde ya da genreda bir hayat mücadelesi söz konusu değil. Biz hep yaptığımız şeyi yapıyoruz ve hâlâ bunun peşinden gidiyoruz. Tabii yaşımız ilerliyor — belki daha fazla akıllanmıyoruz — ama hâlâ devam ediyoruz ve bugünlerde farklı yerlerden etkilenip ilham alıyoruz.

 

Metal sahnesi sizce hâlâ 90’lardaki duygusal açlığı ve meydan okuma ruhunu taşıyor mu, yoksa zamanla özü değişti mi?

Bence metal sahnesi bugün hâlâ çok güçlü ve çok çok sağlıklı. Ayrıca, bizim başladığımız dönemde birbirinden ayrı kalması çok önemli olan türlerin bugün bir araya geldiğini görüyorum. Bu türler birbirlerine karışıyorlar, dönüşüyorlar ve yepyeni bir şey ortaya çıkıyor. Farklı metal türlerinin birleşerek bambaşka bir türe dönüşmesi bence çok güzel.

 

The Halo Effect hem bir buluşma hem bir yeniden doğuş gibi. Bu projeyi başlatan kıvılcımın içinde yaratıcı özgürlük var mıydı?

Bence yaratıcı özgürlük, Nuclear Blast ile tekrar çalışmaya başladığımız ilk andan itibaren vardı. Onlarla birlikte çok güzel müziklere imza attık ve kendilerine tamamen güveniyoruz. Harika bir plak şirketi ve birlikte çalışması çok güzel insanlar. Uzun süredir beraber çalışıyoruz ve aramızda karşılıklı bir güven ve saygı var. Demek istediğim, biz her zaman yaptığımızı yapmaya devam ediyoruz ve bence bunda oldukça iyiyiz.

 

“Biz uyumsuzlardık ve birbirimizi bulduk” – Niclas Engelin

Şarkı sözleriniz çoğu zaman değişim, anılar ve benlik etrafında dönüyor. Şarkı yazmak sizin için içinizdekileri yansıtma aracı mı, yoksa kolektif duygular üzerinden bir hikâye anlatımı mı?

Evet, şarkı sözleri konusuna gelirsek bizim gerçek bir şairimiz var: Mikael Stanne. Harika bir vokalist, müthiş bir insan ve büyük bir söz yazarı. The Halo Effect’teki sözler biraz da bizim bireyler olarak kimliklerimiz ve büyürken nasıl hissettiğimizle ilgili — aykırı, dışlanmış oluşumuzla. Lisede kot ceketimize Metallica ya da Dio patchi taktığımızda bunu yapan çok az insan vardı. Okulda belki beş ya da on kişiydik. Ama sonunda birbirimizi bulduk — bence bu çok güzel.

(Mikael Stanne – The Halo Effect)

“Eğer yarattığınız müzik size doğru geliyorsa, doğrudur.” – Niclas Engelin

Nostalji sizce ve sizin için bir yaratıcı güç mü, yoksa kendinizi geliştirmek için kaçınmaya çalıştığınız bir şey mi?

Nostalji…Evet, doğru kelime bu mu bilmiyorum,. Müzik yapmaya başladığımızda ne yaptığımızı pek bilmiyorduk doğrusu. Sadece eğleniyorduk; çocuklar gibi. Iron Maiden, Kreator, Slayer, Metallica dinliyorduk. Onlar gibi tınlamak ama kendi melodilerimizi ve şarkılarımızı yaratmak istiyorduk. The Halo Effect projesi de o eğlenme, keyif alma sürecinin meyvesi aslında. Çok fazla düşünmeden, hissettiğimiz gibi yaptık her şeyi. Bu yaklaşımı The Halo Effect’te hâlâ koruyoruz — müzik yazarken fazla düşünmüyoruz. Yarattığınız müzik size doğru geliyorsa, doğrudur. Ve tabii ki bunu yaparken eğlenmek çok önemli.

 

Birçok hayran canlı metal performanslarını adeta birlikte yaşanan bir ritüel, kolektif bir enerji ve heyecan olarak tanımlıyor. Siz sahnedeyken zamanın genişlediği o anı, sesin bedenle ve kalabalıkla birleştiği o trans hâlini hissediyor musunuz?

Bence o “midede kelebekler uçuşuyor” hissi çok önemli. Adrenalin patlamasını o an yaşıyorsun — intro girdiğinde, seyircinin tezahüratını ve melodilere eşlik etmesini duyduğun anda. İşte bütün güzellik burada bence ve İstanbul’da çalmak için sabırsızlanıyorum. Harika olacak!

Yakında İstanbul’da sahne alacaksınız. Tutkusu ve yoğun enerjisiyle bilinen Türk metal kitlesiyle nasıl bir bağ hissediyorsunuz?

Türkiye’de, İstanbul’da olmak müthiş! Yemekler, kültür, mutlu insanlar… Ve bu his neredeyse çok iyi bir futbol maçında, kendi takımının tribününde olmak gibi. Herkes tezahürat ediyor, şarkı söylüyor. Aldığım vibe tam olarak bu.

 

The Halo Effect’in canlı performansını tek bir duyguyla anlatacak olsanız, bu ne olurdu?

Pozitif enerji, mutluluk ve bolca eşlik etme. İzleyiciyle birlikte söylenen melodiler… Çok pozitif ve çok neşeli bir deneyim. Konser bittiğinde outro’ya da eşlik ediyorlar ve yine o futbol takımı tribünü hissi doğuyor bence. Ben sahneden inip yarım saat sakinleşmek, o güzel anı içime çekmek istiyorum.

 

Son olarak: Işıklar söndüğünde, konser bittiğinde, seyircinin uzun süre etkisinde kalmasını istediğiniz duygu nedir?

Mutluluk! Konserden sonra yüzümde hep bir gülümseme oluyor. Ve ertesi gece bunu tekrar yapmak için sabırsızlanıyorum.

Röportaj için çok teşekkürler.

Bazıları için The Halo Effect köklere dönüş. Bazıları içinse müzikal hafızanın da evrilebileceğinin bir kanıtı — müziğin, tıpkı ruh gibi, dur durak bilmeden dönüşmesi.

Belki de müzisyenleri ve dinleyicileri The Halo Effect soundunda buluşturan şey geçmişe özlem değil; distortion içindeki güzelliği, melodik derinliği ve yüksek volüm içindeki anlamı yeniden keşfetme isteğidir.

 

©2025@metaloda
“Her hakkı saklıdır. Kaynak göstermeden alıntı yapılamaz. Başka yerde yayınlanamaz.”